29 Haziran 2014 Pazar

yirmi üç

Okuyalı uzun zaman oldu konusunu çok hatırlamıyorum fakat şimdi bir romanın bir hikayenin içinde yaşama şansım olsa şeker portakalı olmak isterdim.

Biri vardı. Zezeyi dinlediğinde söylediği her şeyi anlayan.

Kendini anlatmaya çalışmak çok zor. Benim için ise hakikaten daha zor. Düz yolda ilerleyen birine çakıl taşının ayakta oluşrurduğu batma hissini anlatmaya çalışıyorum çoğu zaman. Nitekim anlamıyor.

Ben tatmadığım tatları özleyen bir insanken, bir sabah uykumdan taş kadayıf isteyerek uyanabilenken daha önce hiç yememişken hem de, ya da aylarca beyaz toblerone sayıklarken tadını bilmeden, acı çekenin acısını daha önce yaşamış olmama gerek duymadan en incesine kadar hissedebilirim bana göre,  bir başkasının sevincini ta içimde hissederim o sevinci yaşamadıysam bile.

Ki ben bence çok da kendini seven bencillikte bir insanım.

Aslında demek istediğim insanlar garip geliyor bana. Aynını yaşayana dek hislerini küçümseyen insanlar başlarına geldiğinde kıyamet kopmuşçasına acıya gömülüyorlar da sinirden şaşkına dönüyorsun.

Nerelere geldim ben?

Bir şeker portakalı olmak isterdim. Her bir cümlemi açıklama beklemeden anlayan birileri olsun isterdim.

Kalbimin derinliğini gören ve kendi yerini çiziklerle doldurmaktansa olanı koruyabilecek bir kaç kişi.

Yok mu aslında. Var. Ama bazen onlar da diğerlerine dönüşecek diye korkuyorum.

Ben ne diyorum?

2 yorum:

  1. şimdilik geldiğimi haber vermek için yazıyorum daha okumadım hiç bir yazını ama okunacakta baya şey varmış ilk müsait zamanda blogundayım zaten aldım takibe de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin kübra her zaman beklerim:) sevgiler

      Sil