29 Eylül 2014 Pazartesi

kırk dokuz: evlenme teklifi

Seneler önce adam*a "bana nasıl evlenme teklifi edeceksin" diye sorduğumda -yıllandık biz teklife gerek mi var, bir gün yolda yürürken 'hadi evlenelim' derim evleniriz- demişti.

Dediği de yaptı. Çünkü fazlasıyla sözlerine sadık (!).

Günlerden bir gün "tanışmaya gelelim sizinkilerler" dedi. Süpriz değildi şaşırmadım beklenendi.

Ama hiç evlenme teklifi almadım demek değil tabiki bu.

Anasınıfına giderken adını hatırlamadığım bir genco bana evlenme teklifi etmiş. Teyzemler hala anlatır. Ben de "sen serviste çok kusuyorsun" diyerek reddetmişim. Zira çok gerçekçiymişim o yaşlarda.

Ama aldığım en güzel teklif melikeden gelendi.

Istanbul seyahatle neredeyse akraba olduğumuz o yıllarda otobüslerde dağıtılan bi kurabiye vardı. Nasıl severdim. Marketlerde satılmayan bi markaydı. Melike o markanın fabrikasına ulaşmış ve bana iki koca koli kurabiye göndermişti. "Hadi evlenelim" notu vardı üstünde. Tam bir kimconşi süpriziydi. Tam bir kore misali. (Tabi melikenin bana evlenme teklifi etmesinin altında aramızda var olan bi espiri yatıyordu)

Ama tabi komik olan koliler beklenenden geç bi tarihte gelmişti ve melike o gün bizdeydi.


Başıma gelen en güzel jest ve evlenme teklifiydi.

2 yorum: