31 Mart 2015 Salı

seksen yedi

A diye çıktığım yolda şimdi D için çabalıyorum kendi çapımda. Ama ne Byi elde edebildim ne Cye göz kırpabildim.

Kime neye nasıl ne için kızmalıyım kendime ne diye saldırmalıyım. Bilemiyorum.

Artık vaktim de yokmuş gibi zaten. A gelse B olsa C kapısını açsa D adımı bağırsa "i am sorry i am late" diyecekmişim sanki.

Bugün tuhaf duygular içindeyim.

25 Mart 2015 Çarşamba

seksen altı.

Yıllar önce Halide Teyzeyi kaybettiğimizde de hissetmiştim bunu. Ama o durum özel olduğu için böyle hissettim zannetmiştim. Değilmiş.

Değil.

Kimin annesi olursa olsun bir annenin ölümü bir babanın ölümü acıtırmış canımı. Düşmanım da olsa böyle hissederim sanırım.

Öğrendim. Bir ölü morgda nasıl öpülür. Tabuta nasıl yerleştirilir. Gasilhaneye nasıl teslim edilir. Ölü bedenin aman canı acımasın diye nasıl da dikkat edilir. Bir ölü nasıl yıkanır. Nasıl kefenlenir. Kefenli bir anneanne nasıl da pamuk gibi güzel görünür. Nasıl gömülür. Insan bu soğukta bırakıp dönmeyi nasıl istemez.

Öğrendim. Ömrümün 5inci kaybında hepsini öğrendim. Malesef.

Artık içimde bir çentik daha var.


19 Mart 2015 Perşembe

seksen bes.

Ülkemizdeki sosyal hizmetleri şiddetle kınıyorum.

Sokaklardaki çocukları toplamadıkları için.

Her gördüğümü alıp götürüp bi yerlere teslim etmek istiyorum. Ben araba içinde üşürken (ki çok zor üşüyen bi insanımdır normalde) bu çocuklar üstleri incecik halde arabaların etraflarında koşturuyor.

Samet diyor ki "bak şu grup daha oyun derdinde. Arabalar durmuş umurlarında değil"

Evet bi grup bi köşede kırmızı ışığın yanmış olmasını önemsemeden yada farketmeden arabalara yapışıp dilenmek yerine kendi aralarında kahkahalar atarak ellerindeki fısfısları birbirlerine sıkıyorlar. Çok normal. Çünkü hepsi oyun çocuğu. Hepsi oyun yaşında. Yazık değil mi?

O kadar duygusalım ki son zamanlarda her bir çocuğu bu halde gördüğümde ağlıyorum.

Keşke tüm çocukların mutlu olacağı ve "yok" ne bilmeyecekleri bi dünyaları olsaydı.

Ve tabiki 3 aylık bebeği arabada bırakıp akraba ziyaretine giden anne babanın çocuğu da alınmalı elinden.

Ama alıp kime vereceksin işte bu devirde. Kime güvenip kimsesiz bi çocuğu teslim edeceksin. Tecavüzcü sapık katil dolu etrafımız.

Ne iç sıkan bi not oldu bu böyle.

6 Mart 2015 Cuma

seksen dört

derse girmeden 10 dk önce kanserli anne gamzenin vefat haberini okudum. Ciddi manada çökmüş halde girdim derse. Allahtan sadece 2 dersim vardi.

Cikista eve yurudum ogretmen 2 arkadasla. Ama keyifsizdim.

Eve geldim. Sameti bekledim. Evde olmasi gereken saatte "gecikicem sarjim az" diye haber verdi. Canim sıkıldı iyice.

Agladim agladim agladim. O gelene kadar agladim. Canim o kadar sıkkın ki hala. 

Son gunlerde bazi sebepleri stres yaptim. Sonra gamzeyi okuyunca cok uzuldum. Seneler once ilik aranirken de cok uzulmustum. 

Gec geldi samet. Beni zirlarken bulunca hadi cikalim yuruyelim dedi. Giyindim indik asagiya. 

Suprizi varmis megerse bana. Araba almis.

Dun baktigimiz arabayi almis. 

2 ekmek aldi der gibi yaziyorum ama aylardir araba aradigimizi dusunursek baya buyuk olay bizim icin. Sadece canimjn sikintisindan daha olayi idrak edemedim,

Birazcik mutlu oldum. 

Ama hala huzursuzum.