26 Nisan 2015 Pazar

doksan iki

Vaktiniz varsa fırsatınız varsa gidip görün : karanlıkta diyalog.

Öğrencilerim gezi sonrası o kadar övdüler ki bu haftasoni gidip gördüm.

Karanlıkta 1buçuk saat. Görme engellileri anlamak için. Onların anlatımıyla "görmezler".

Girişte görme engelli rehberimiz "aranızda karanlık fobisi olan var mı, asansörde saniye sayan, uçak inişe geçtiğinde bişeylerle oyalanmaya çalışan?".

Evet hepsi benim. Hepsi ben. Napıyorum burda dedim. Bilen bilir bilinmezlikten çok korkarım. Çıkmak istedim hiç başlamadan. Iyi ki çıkmamışım.

9 kişilik bir grup görmez bir rehberle mana gidip meyve seçtik duyularımızla. Vapura bindik elimizdeki sopalarla. Tramwaya bindik Boş koltuk seçtik. Görmeden yazı yazmayı denedik.

Ilk etapta sametin burnundan ayrılmamaya gayret edip durdum. sonra alıştım gerçi.

Ben de karanlığın ve görmez olmanın hissettirdiği en büyük şey yalnızlık oldu sanırım. Görmemek beni yalnız hissettirdi. Sanki gördüklerim mi yok ediyor yalnızlığımı. Cok sacma.

Hiç tanımadığımız insanlarla birbirimize yardımcı olmaya çalıştık sanki birbirimizden farkımız varmış gibi. Birbirimize çarptık sesimizi çıkarmadık. Hatta çok utanıyorum ama bi ara başka birinim elini tutmaya kalkıştım bile samet zannederek! Ama garipsemedik. Heyyy biz görmüyoruz. Tuhaf olansa 1bucuk saat bitip çıkınca birbirimizin yüzüne bile bakmadık.

Rehberimiz 33 yaşında bir beydi ve 22 yaşında gözlerini kaybetmişti. Ne büyük imtihan.

Işığınıza kavuşabilirsiniz diyerek bizi aydınlığa uğurladığında utandım nedense.

Gidip görülmeli. Ya da görülmemeli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder