13 Mayıs 2015 Çarşamba

doksan dört : çok şükür bin şükür

Özgürce dağıtabildiğim bi evim var. Canımın istediği yemeği pişirebildiğim bi mutfağım.
sağlıklıyım. Pürüzsüz bi cildim var.
çok sevdiğim ve aslında sürekli "keşke seni ben doğursaydım" diyerek -piskopatça sevdiğim- bi adam var.
gördüğüm korkunç kabuslar sonunda artık uykuya dalmakta zorluk çekmiyorum çünkü yalnız değilim.
bi işim var (sürekli olmayacak olsa da). Okula gidip gelirken bana eşlik edecek arkadaşlarım var. Ispartakulede yalnız değilim artık (yaşasın).
öğrencilerim var. Çok sevdiklerim var aralarında. Ve hakkaten nefret ettiklerim. Nefret ettiğim için kendimi suçlu hissettiklerim. (Çok garip bi konu bu da ayrı).
Bi ailem var. Uzakta olsalar da özlediğimde gidip görebildiğim. Her uçak sarsıntısında yüreğim hoplarken aklıma düşen tek şey ailem. Her depremli rüyamda sarsıntı esnasında aradığım ailem.

Bilmem. Mutluyum işte. Gerçekten. Sağımdaki gri koltukta uyuyan adama bakıyorum; sarı lambaderimizin yansıttığı loş ışıkta. Hayatımda ilk kez survivor izliyorum samet seviyor diye. Merve aydına gıcık oluyorum (sadece ismi yeter aslında).

Bilmem mutluyum işte. Hayalini kurduğum bi tablonun içine ışınlanmışım sanki. Sahip olduklarımla beraber hapsolsam ya buraya?

2 yorum:

  1. maşallah subhanallah.
    her şey gibi mutluluklarımız da pamuk ipliğine bağlı.
    öyleyse bol bol sükretmeli.
    Allah bozmasın :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar cok sukrediyorum ki bu ara sukrettiklerimi somut halde gozumun onune sereyim istedim :)) ama yine de yazinin basina eklemeliyim "çok şükür" diye haklisin :)

      Sil