31 Temmuz 2015 Cuma

Yüz sekiz

O kadar sıcak ki evin tüm pencerelerini açıp yine de bir rüzgar oluşturamayınca pes edip salonda klimayı açarak uyuyoruz ve sanırım o kadar zenginiz ki o pencereleri kapatmayarak bu serinlikten dışarısı da nasibini alsın istiyoruz.

O kadar sıcak ki evde temizlik bile yapamıyorum. 5 dk süpürüp en serin odaya salona koşuyorum 20 dk serinliyorum. Sonra 5 dk toz alıp yine 20 dk serinliyorum. Serin dediğim de yine klima serinliği.

Ben bu evi çok istemiştim. Sahip olduktan sonra her gören "aaa kliması da hazırda var ne güzel" tepkisi verince kızıyordum. Ya evim çok güzel sen klimaya mı takıldın şimdi?  Ama artık en çok o klimaya şükrediyorum. Bugüne kadar hiç bu kadar klimaya ihtiyaç duymamıştım. Annemlerin evinde klimayı açmak 40 yılda bir gelirdi aklımıza. Bu evde kapatmak 40 yılda bir geliyor akla.

Klima reklamı gibi oldu. Ama şu an en sevdiğim eşyam kendisi. Iyi ki varsın tadında bir şiir bile yazabilirim kendisine.

Benim canım klimam
Sensiz bu evde iki dakika duramam
Umrumda değil faturayı kabartman
Iyi ki varsın benim canım toshibam

12 Temmuz 2015 Pazar

Yüz altı

Hayatımın en güzel haberleri elbetteki bebek haberleri. Hep en çok sevindiğim haberler oldular.

2 hafta önce evimizdeki bayramın sebebi de yine bir bebek haberiydi. Teyze-dayı oluyoruz kolay mı?

Haberi öyle pat diye aldım ki o şaşkınlıkla nasıl bi çığlık attıysam "Aslı hamileymiş" diye, Sametin bile gözleri ışıldadı.  Ben hamile olsam bu kadar sevinir miydi bilmiyorum açıkçası. Markete gidiyordu o sırada. Dönünce "kesin miymiş" diye sordu.

Ertesi gün doktora giden Aslı haberi bana verince ben de Samete verdim. Akşam evimizde bayram havası. Halay çekecek kıvamdayız. Ağzımızda sürekli bebek lafı. Ne istekmiş bizdeki arkadaş. Birileri doğursa da sevsek diye tetikteymişiz meğersem.

Samet dayı Aslı hala olamayacağı için, e benim çocuklarım halasız kalmasın, Aslınınkiler dayısız olmasın diye, biz şimdi sametin dayı olacağı şubat ayını bekliyoruz. Aslı biraz daha bekleyecek muhtemelen hala olmak için :)

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Yüz üç

Bir Ispartakule gerçeği. "Sizi hayattan soyutlanmış zanneden market sahipleri"

Yaklaşık 1 ay önce Amasyada Hülya teyzelerde bir akşam vakti oturmuş kiraz yerken Samet teyzesine "bu kirazlar sizin bahçeden mi" diye sordu. (Evet kiraz bahçeleri var ne şanslılar). Teyzesi de güldü "bahçeye gitmeye üşendiğimiz için pazardan kilosuna 2 lira verip kiraz alıyoruz" dedi.

Yediğim kiraz boğazıma takıldı. Şaşkınlıkla "2 lira mı" dedim. Zira o tarihte bizim burda kirazın kilosu 22 liraydı.

Aradan 1 ay geçti. Bizim burada kirazın kilosu 18 lira. En son perşembe günü akşam kiraz yerken whatsapp aile grubumuza "kirazın fiyatı neden düşmedi bu sene hiç" yazdım. Yazmaz olaydım... ögrendim ki silivride, Başakşehirde, ümraniyede kirazın kilosu en fazla 6 liraymış!

Dayanamadım arkadaşlarıma sordum. Hepsinden en fazla 6 lira cevabı alınca bir şok daha yaşadım.

Bizim burada neden 18 lira arkadaş?

Tek markette de değil hepsinde aynı fiyat nerdeyse!

Ispartakule Bölgesi diyorsunuz anladık ama burdan başka bir dünya görmediğimizi duymadığımızı mı düşünüyorsunuz nedir?