16 Ağustos 2015 Pazar

Yüz on bir: iyi ki doğdum

Bugün benim doğum günüm. 26 koca sene devirdim bugün itibariyle. Bir anne bir baba iki kardeş bir kocaman sevgi yumağı. Sahip olduklarım.

Hayat uzun mu kısa mı ayırdına varamayacak kadar gitgellerdeyim.

Önceki akşam eşimin teyzesiyle sohbet ederken onun ne kadar ince ruhlu olduğunu düşünüyordum. Ne kadar kırılgan ne kadar iyi niyetli ve karşısındakilere ne kadar da çok değer veren. Sonra bunu ona söyledim. "Ben önceden çok saftım şimdi yaşayarak akıllandım" dedi. Bu muydu kötü hali? Kendini kötü saydığı hali bile o kadar naifti ki.

Ben de öğreniyorum "akıllanmayı". Yaşadıkça. Bu bir gerçek. Herkes gibi, herkes kadar. Gördükçe, başıma geldikçe. Onun kadar naif olamam biliyorum ama yine de onun yaşına gelip ayna karşısına geçtiğimde içimde biraz olsun iyilik kalmış olsun istiyorum.

Çok olumsuz başladım bu sefer yeni yaş yazıma.

Oysa mutluyum. Hayatımın en mutlu dönemlerindeyim. Allah içimi soldurmasın.

Her sabah sevdiğin adamın gözlerine uyanmak neymiş ne büyük nimetmiş öğrendim.

Insan yaş aldıkça annesine benzermiş, öğrendim.

Ne verirsen onu almazmışsın, öğrendim.

Heybene yeni ve güzel kalpli insanlar katmak seni daha mutlu yaparmış, ögrendim.

Allah kimin eksikliğini çektiysen çok daha güzeliyle çok daha özeliyle yerini doldururmuş, öğrendim.

Ve sevgili kendim;

Yeni yaşın sana tatmadığın hisler yaşatsın, hiç olmadığın yeni kimlikler katsın sana, en büyük dileğim.

Özlemini duyduğun, olsa diye tetikte durduğun, önündeki tüm dilekleri ona bağlı tuttuğun, kendin olmayı başarıp mutlu olacağına inandığın ne varsa sahip olma yaşın olsun 27 yaşın.

Çok sev; içinde tutma.

Buruşuk yanakları daha çok öp. Bir gün yaşlanacağını unutma.

Bebek kokusunu daha çok çek içine, "daha zamanı var" deme. Hayat çok kısa.

Ailenle daha çok zaman geçir. Erteleme yapma.

Daha çok oku. Daha çok gez. Daha çok öğren. Daha çok çabala. Yorulma. Yorulmak için çok erken.

Yine söylüyorum tekrar ediyorum "çok sev".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder