6 Temmuz 2016 Çarşamba

Yüz kırk bir

Doğurdum da geldim. Ömrümün en eşsiz deneyimini bir ameliyathanede yaşadım da geldim. Duyduğum en özel ağlama sesini işittim de geldim.

20 haziran sabahı herkesten habersiz sabah 8de ameliyathaneye sametle birlikte girerken heyecandan kalbim durursa bebeğimi kime emanet etmeliyim diye düşünüyordum. Anestezi uzmanı heyecanıma neden bu kadar şaşırdı bilmiyorum. Belki de korkunun zerresi olmadığı içindi. Herkesi ve en önemlisi kendimi şaşırtacak kadar cesur girdim doğuma. Tek endişem dediğim gibi heyecandan kalbim durur mu endişemdi. Durmadı. Kalbim de durmadı, gözyaşlarım da.

Daha karnımdan çıkmayı beklemeden ağlamaya başlayan Çınar, tüm ameliyathaneyi inlettiği yetmediği gibi bebek katını da inletmiş ben gelene kadar geçen 20 dakikada. Evet en ilginç bulduğum şeydi annesine verilen bebeğin susması. Kendimde yaşayınca bir kez daha hayret ettim. Ameliyathanede de odaya çıkınca da kucağıma verilen bebek sustu. Anında. Iman etme sebebi.

Doğduğu andan beri kollarımdan ayrıldığı süre kısıtlı. Kucağa alışmasınmış. Alışsın. Kucagımda duracagı süre kaç ay sanki? Ilk geceyi göğsümde geçirdi. Heyecandan uyuyamadım. Benim olan minicik bir adam.

Hani istemiyorum diye haftalarca ağladığım. Mide bulantılarına dayanamadığım. Görmeden konuşamam diyerek anne karnında sözel iletişim kuramadığım....

Boncuk boncuk gözlü, bembeyaz bir pamuk.

Adını Çınar istedi annesi. Ulu yüce bereketli uzun ömürlü gösterişli olsun diye belki. Kaan istedi babası. Güçlü olsun diye belki. Çınar Kaan oldu. Güçlü ve köklü :))

Yeni dünyam... evimizin gökkuşağı. Hoşgeldin.

2 yorum:

  1. �� ay cok duygulandim gule gule keyifle buyutun ��

    YanıtlaSil