25 Mayıs 2014 Pazar

on yedi

Bir çocuğun sevinci nişanımda giyeceğim elbiseden daha değerli,  diye düşündüm.

Somadaki çocuklara kıyafet toplanmış para toplanmış devlet birçoğuna zaten ulaşmış dediler.. oyuncak toplayalım dediler. Okulun anasınıfı olunca haber en son bana ulaştı.

Dersin en alakasız bir anında "evdeki oyuncaklarınızı somadaki arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz" dedim.

Ne kadar şükür etsem az ki, gündemden her zaman haberdar duyarlı çocuklarım var hep.

Soma üzerine muhabbet ettik ve konu kapandı. Toplanan toplanmış gönderime yetişemeyecektik zaten.

Yarensu ertesi gün bir poşet oyuncak ve kocaman bir mektupla çıkageldi. Somadaki çocuklar için resim yapmis. Hepsi gülen bir sürü çocuk. "Yarensudan somadaki çocuklara" yazmış.

Nasıl duygulandım. O resmi somaya gönderemiycem belki ama hep saklıycam.

11 Mayıs 2014 Pazar

on altı

Anneler gününe program hazırlama telaşındayken öğrencilerimden birinin şiiriyle giriş yapmak isterim;

Saçının bir teliyim, yanağının alıyım, ben kimsenin değil,  annemin öz malıyım.

Her provada her dinleyişimde gülüyorum son sözlere ama son zamanlarda hak vermiyor değilim.

Anneden daha gerçek bir şey yok. Ha bir de baba var ki o da yine annenin gerisinde kabul edelim.

Anneler günü. Kutlayanım kısıtlı. Oysa 20 çocuğa aylardır gerektiğinde annelik yapıyorum bu da sayılmalı.

Velhasıl kelam happy mothers day.

7 Mayıs 2014 Çarşamba

on beş

Bana olan sevgisinden dil ile şüphe ettiğim vakitler olsa da kalben hep en iyi bildiğim şey bu hayatta en çok beni sevdiği.

Bencilce kendini beğenmişçe vs belki. Ama bunu gerçekten biliyor hissediyor ve onu bu denli tanıdığım zorluğunu bildiğim için de kendimi şanslı sayıyorum.

Bu yola çıkarken teyzem "seviyorsan hazırlıklı olacaksın" demişti.

En ufak aksilikte dağları yakma huyumdan vazgecmeliyim belki.

Ama ben bugün çok kırıldım çok sorguladım çok derinlere daldım. Ben bugün hayatım boyunca unutamayacağımı bildiklerim listesine ilk maddeyi yazdım.


5 Mayıs 2014 Pazartesi

on dört

Sözlenmek. Bence dilimizin en saçma kelimelerinden biri. Gerçi düşününce nişanlanmak da öyle.

İçini kendimce doldurmaya çalışıyorum ama pek de beceremiyorum. Bir basamak daha işte çıkılması gereken.

Insanlara artık tanıtırken "sözlüm" diyecekmişim. Komik. Diyemem. Saçma buldugum bi sıfatı nasıl yüklerim?

Velhasıl bu da düne düşülmüş notum olsun ki; sözlendik.

2 Mayıs 2014 Cuma

on üç.

Hayatımı değiştirecek dönemlerden geçtiğim için mi bilmiyorum, çok duygusalım bu aralar. Bir kitap cümlesine, bir yavru kedi sesine, O'nun gülüşüne, bakışına, bir şarkı sözüne, hatta abesle iştigal olsa da babamın neşesine, annemin sohbetine.. dökülmek için bekleyen yaşlarım hemen gözlerimin ucunda bekleşiyor sanki.

O'nun hüznüne, canını sıkan herşeye dünyayı yakarım, üzene dalarım zannediyordum hep. Olmuyormuş. Susup elini tutuyor ve yine susuyormuş insan susmak zorunda olduklarına.

Ben ömrümü yanında geçireceğim için bu denli huzurluysam eğer, her türlü aksilik engel vs hepsi için "vız vız vız".